Her şey dahilin sonu yok...

Bülent Ecevit
Bülent EcevitGazeteci - Yazar
sayfayı yazdır, turizm ajansı
29 Ağustos 2018, 11:30

Türk turizmi ‘Her şey dahil’ sistemine göbekten bağlı. Özellikle kitle turizmi yapılan Antalya ve çevresinde.

Kaldırın bu sistemi, gelen turist sayısı bana göre yarı yarıya düşer.

Aslında kademe kademe veya bölge bölge bunu yapmak gerekir. “Her şey dahil”den zaman içinde ayrılmalı. Tatilciler ‘tatil’ yaptıklarını anlasın. Turizme bir hareket bir kalite gelir. Turist sayısı azalsa da turizm gelirinin azalmayacağını hatta artacağını öngörebiliriz. Elbette bunun için tanıtım ve çevre düzenlemesi, tarihi alanların düzenlenmesi bakımından çok şey yapılmalı.

Turizm sektörü temsilcileri buna ne der bilemiyorum. Ama araştırılması ve denenmesi gerekir.

“Ülkemiz cennet” diyoruz ya, tamam işte, Türkiye’ye tatile gelenler şu cennet ülkemizi de tanırlar öğrenirler bu sayede. Türk misafirperverliği diye yarattığımız imajımız unutuldu gitti. Onu diri tutmalıyız.

Bu yaz Hırvatistan’ın turizm köşelerinden Split’e, oradan karayoluyla da Dubrovnik’e kadar gittim. Baktım oralar da ‘Cennet’ gibi. Güzel yani, gidilir. Karadağ’ın son yıllarda hayli popüler olan Kotor ve Budva kentleri de öyle.

Nasıl kalabalık çarşı pazar anlatamam. Cıvıl cıvıl. Hah, dedim işte turizm bu. İstesen de istemesen de para harcıyorsun, oturup bir şeyler yiyip, içiyorsun. Eğer çok lüks bir yer tercih etmezseniz, oda fiyatları gecelik 50 Euro’dan başlıyor. Plajlarda herkes çok rahat.

Kaldığımız apart dairede komşumuz bir Polonyalı aileydi. 3 aile birlikte gelmişler. Marek Sliwinski, Polonya’nın Tarnowskie Gory şehrinden. Eşi öğretmenmiş, mütevazi bir aile. Google çevri sayesinde biz Türkçe, o Lehçe dilinde yazışa yazışa bir gece sohbeti yaptık.

Birkaç yıl önce Antalya’da Side taraflarında bir otele gelmişler: ‘All inclusive’ dedi, çoluk çocuk yiyip içtiklerini anlattı.

Side bölgesinde çok güzel doğa ve tarihi alanların olduğunu hangilerini gördüklerini sordum. Hiçbir yere gitmemişler, konakladıkları otelden çıkmamışlar dışarıya. Bir gün Side çarşısına çıkmışlar o kadar. Apollon tapınağı aklında kalmış.

Dubrovnik’e gideceğimizi söyleyince, 30 km kadar ileride Omiş adlı bir bölge olduğunu orayı mutlaka görmemizi söylediler. Aklımıza takıldı, geçerken saptık Omiş’e. Ve gerçekten çok güzel bir manzarayla karşılaştık.

Yol boyunca çok güzel turistik alanlar olduğunu hatırlatayım. Dubrovnik’te tatilcilerin hepsi dışarıdaydı sanki. Old Town kentin merkezi, çok kalabalıktı.

Rixos Libertas Dubrovnik Otel’in Genel Müdürü Ayhan Başçı, oradaki gibi bir turizm sisteminin Türkiye’de de uygulanabileceğini ama ön hazırlıkların yapılması gerektiğini anlattı. Old Town denilen yer tarihi bir kale. Ve içi turist kaynıyor.

Rixos otelleri Yönetim Kurulu Başkanı Fettah Tamince, yıllar önce söylemişti, Antalya’daki Kaleiçi’nin, Dubrovnik’teki gibi olabileceğini söylemişti.

Yıllık 10 milyonu aşan turist ağırlayan Antalya ve çevresinde uygulanan herşey dahil sistemin kaldırılması için adımların atılması zamanı geldi sanıyorum. Tatilciler, ülkemizin gerçekten güzel yerlerini görme hakkı var. Konakladıkları tesislerden dışarıya çıkmalı, Türk misafirperverliğini yeniden keşfetmeli, cennet köşelerimizi, doğal ve tarihi güzelliklerimizi görmeli, heyecan dolu bir macera yaşamalılar.

Her şey dahil’in sonu yok...

Not: Yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarlar sorumludur. www.turizmajansi.com ile bağlantı kurulamaz; site sorumlu değildir.
Yorumlar
İlk yorum yapan siz olun.
Yorum Yaz
Yorum için en fazla 1000 karakter girişi yapılabilir!
 
 
captcha